Hata yapmaktan korkmayan çocuk: “henüz” kelimesinin gücü
Derslo ekibi · · 3 dk okuma
Silgiyle defterini delen, zorlandığı anda “Ben yapamam” diyen ya da hiç denemeden vazgeçen çocuklar pek çoğumuza tanıdık gelir. Hata yapmaktan korkmak, öğrenmenin önündeki en büyük engellerden biridir. İyi haber şu: Bu korku, evde kullandığımız dille küçülebilir.
“Yapamıyorum” değil, “henüz yapamıyorum”
Psikolog Carol Dweck’in gelişim zihniyeti üzerine çalışmaları, yeteneğin sabit olmadığına, çaba ve doğru yöntemle geliştiğine inanan çocukların zorluklar karşısında daha uzun süre direndiğini gösteriyor.
Bu bakışı evde kurmanın en kolay yolu tek bir kelime: henüz. Çocuğunuz “Okuyamıyorum” dediğinde “Henüz okuyamıyorsun, her gün biraz daha yaklaşıyorsun” diye karşılık verin. Küçük bir kelime, cümlenin anlamını “asla”dan “yolda”ya çevirir.
Bu bakış yalnızca derslerde değil; bisiklete binmeyi, ayakkabı bağlamayı ya da yeni bir sporu öğrenirken de işe yarar. Çocuğunuza önce zorlandığı ama sonunda başardığı bir şeyi hatırlatmak, “henüz”ün en güzel kanıtıdır.
Mükemmeliyetçiliğin işaretleri
Her çocuk zaman zaman hatadan rahatsız olur. Ancak aşağıdaki davranışlar sık ve uzun süreli görülüyorsa, çocuğunuz hatayı fazlasıyla tehdit olarak algılıyor olabilir:
- Defterini defalarca silmek ya da sayfayı yırtıp baştan başlamak
- “Yanlış yaparım” korkusuyla bir işe hiç başlamamak
- Yalnızca kolay bildiği işleri seçmek, yeni şeyleri denemekten kaçınmak
- Küçük bir hatada yoğun öfke ya da gözyaşı
- Oyunda kaybetmeye başlayınca oyunu yarıda bırakmak
Neyi övdüğümüz önemli
“Aferin, çok zekisin” övgüsü kulağa hoş gelir ama çocuğa, zorlandığı anda zeki olmadığını düşündürebilir. Bunun yerine çabayı, kullandığı yolu ve ilerlemesini tarif edin:
- “Bu soruda pes etmedin, farklı bir yol denedin.”
- “Geçen hafta bu kelimelerde takılıyordun, bugün akıcı okudun.”
- “Zorlandın ama ara verip yeniden başladın; bu çok değerli.”
Düşük bir notla eve geldiğinde
Önce duyguya alan açın: “Nasıl hissediyorsun?” Ardından suçlamadan, birlikte bakın: “Bir dahaki sefere neyi farklı yapabiliriz?” Not, çocuğun değerini değil, o gün nerede olduğunu gösterir.
Hatayı normalleştiren 5 alışkanlık
Kendi hatalarınızı paylaşın
“Bugün bir şeyi yanlış yaptım, şöyle düzelttim” demek, hatanın herkesin başına geldiğini gösterir.
“Ne öğrendik?” diye sorun
Yanlış çıkan bir sorudan sonra suçlu aramak yerine nedenini birlikte bulun: Acele mi ettik, soruyu mu yanlış okuduk?
Zoru küçük parçalara bölün
Uzun bir ödev gözünü korkutuyorsa yalnızca ilk adıma odaklanın. Biten her adım “yapabiliyorum” duygusunu besler.
Taslağa izin verin
Karalama çalışmalarında yanlışın üstünü tek çizgiyle çizip devam etmesini önerin; her şeyin ilk seferde kusursuz olması gerekmez.
Zorluğu kutlayın
“Bugün çok zorlandığın bir şeyi bitirdin!” diyerek zorluğu aşmayı kutlayın. Zor bir deneme, kolay bir başarı kadar değerlidir.
Kaybetmeyi oyunla öğrenmek
Kutu oyunları ve kart oyunları, kaybetmeyi güvenli bir ortamda deneyimlemenin en iyi yollarından biridir. Çocuğu her seferinde kazandırmak yerine bazen kaybetmesine izin verin.
Siz kaybettiğinizde nasıl davrandığınız da önemlidir: “Bu sefer kaybettim ama çok eğlendim, bir daha oynayalım mı?” demek, kaybetmenin dünyanın sonu olmadığını gösteren güçlü bir örnektir.
Ne zaman destek almalı?
Hata korkusu; okula gitmek istememe, sık karın ağrısı gibi bedensel yakınmalar ya da yoğun ağlama krizleriyle birlikte uzun süre devam ediyorsa öğretmeninizle ve okulun rehber öğretmeniyle görüşün. Bu tür durumlar erken fark edildiğinde çok daha kolay desteklenir.
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır. Çocuğunuzla ilgili özel bir endişeniz varsa sınıf öğretmeninizle, okulunuzun rehber öğretmeniyle ya da bir uzmanla görüşün.